Aşağıdaki tabloda 17 yaygın ahşap türünün bazı mekanik özelliklerini bulacaksınız. Bu tablo ile neden Kavak ağacının doğramada kullanılmadığı ya da neden güvertelerde Tik kullanıldığı gibi genel uygulamaların sırlarını bulacaksınız.
Bilginiz olması için bu kıstasların belirlenmesi basit anlatılması gerekirse şöyle yapılır:

Özgül ağırlık, ağacın ağırlığının, aynı hacimdeki suyun ağırlığına oranıdır. Teğet ve yarıçapsal hareketler, bir tahta kururken, damarlarının dik ölçüsünde meydana gelen yüzde (%) değişim olarak verilmiştir. Ezilme kuvvetini bulmak için mühendisler ağacın damarlarına paralel bir takoz vasıtası ile ağaç kırılıncaya kadar yük bindirirler. Bükülme kuvveti için ise aynı işlem damarlara dik bir takoz ile yapılır. Katılık taşıyıcı bir ahşap kiriş belli bir ölçüde seğim verinceye kadar dik olarak uygulanan bir kuvvet ile belirlenir. Sertlik ise, metal bir top ahşap bir yüzeye yarısına kadar gömülerek tayin edilir.  


Ahşap Nasıl Çalışır?

Ahşabın öğrenmek istediğiniz ama ne soracağınızı bilemediğiniz yönleri;
Ahşap huysuz ve geçimsiz bir malzemedir. Marifetleri efsanevi olup, cazip, bol bulunan ve işlemesi kolay olan bir malzemedir. Ağırlıkları ile orantılandığında çelikten daha kuvvetlidir. Eğer doğru işlenir ve doğru bakım yapılırsa sonsuza kadar dayanabilir. Fakat bunların hiçbiri, karmaşık ve çoğu zaman şaşırtıcı hatta aldatıcı bir yapı malzemesi olduğu gerçeğini değiştiremez.

Özellikleri durağan olan metaller ve plastiklerin aksine ahşabın özellikleri tamamen değişkendir. Bütün yönlere doğru genişler ve büzülür ama hareketler aynı oranda değildir. Bir yönü diğerine göre daha kuvvetlidir. Görünümü yalnız türden türe değil, tomruktan tomruğa hatta kalastan kalasa değişir.
Eğer durum buysa, narin bir mobilya parçası yapmak için bu malzemeyi nasıl kullanabilirsiniz ki? Ahşapla çalışmak - ve ahşabın sizin için çalışmasını sağlamak – için benzersiz 3 özelliğini iyi anlamalısınız:

       Ahşabın damarları vardır.
       Ahşap damarları boyunca değil damarlarına dik hareket eder.
       Ahşap damarları boyunca daha kuvvetlidir.


Ahşabın Damarları

Bir ağaç büyüdükçe, ahşap hücreleri gövdenin, dalın veya köklerin ekseni çevresinde konumlanırlar. Bu hücreler boyları enlerinden 100 kere daha uzun olan, ince lif tomarlarından oluşurlar. İşte bu ahşaba damar yönünü verir.
Bir ağaç, yıllık halkalar oluşturarak, ortak merkezli tabakalar halinde büyür. Bir denizcinin rüzgârı kolladığı gibi sizde bu iki özelliğe (damar yönü ve yıllık yaş halkaları) çok dikkat etmelisiniz. Eğer önemsemezseniz, size çok vakit harcatacak şekilde cezalandıracaklardır.
Dünyada, tomrukların kalas olarak biçilmesi için kerestecilerin genel olarak kullandığı, her biri ile değişik damar elde edilen, iki metot vardır:

Düz kesim kalaslar yaş halkalarına teğet kesilirler. Bıçkıcı, kalasların yüzü elden geldiğince düz damarlar gösterecek şekilde, tomruğu döndürerek kesim yapar.

Çeyrek kesim kalaslar ise yaş halkalarının merkezine doğru kesilirler. Bıçkı işini yapan önce tomruğu dörde bölerek çeyrekler elde eder. Daha sonra bu parçaları yaş halkalarına dik olarak tekrar biçer. Uğraştırıcı bir metot olduğu için ülkemizde kullanılmaz. Bulmanız çok zordur.
Kereste, yüzeyinde her zaman tek tip damar göstermeyebilir. Düz kesilmiş, sıradan kalaslar karmaşık damar özelliği gösterirler – bir alanda freze ( Birbirine paralel) diğerinde hareli damar görünümü olabilir. Ağaç türüne göre damar görünümü değişiklik gösterir. Projelerinizde damarların hareli veya freze oluşunu estetik bir unsur olarak kullanabilirsiniz. Ancak daha önemlisi bu desenleri nasıl okuyacağınızı bilirseniz ağacın nasıl ve ne kadar çalışacağını da önceden tahmin edebilirsiniz.


Ahşap Damarlara Dik Çalışır

Benzersiz yapısından dolayı ahşap sürekli olarak genişler ve büzülür. Ve siz yaptığınız her işte bu hareket ile baş etmelisiniz.

Ahşap, nem oranı değiştikçe hareket eder. Bir ağaç kesilip yere düştükten ve öz suyu buharlaştıktan sonra, ahşap lifleri bir sünger gibi su emmeye ve bırakmaya devam ederler. Ne kadar su tutacakları, çevrelerindeki bağıl nem oranına bağlıdır. Ne kadar rutubet varsa lifler o kadar çok nem emeceklerdir. Ahşaptaki nem oranı, suyun ahşaba oranıdır. Çok rutubetli ortamlarda, bir kalasın toplam ağırlığının yüzde 28 kadarı su olabilir: 28 ölçü su 72 ölçü ağaç. Eski ustaların parmak hesabı der ki; Bağıl nemdeki her yüzde 4–5 değişiklik, ahşabın nem oranında yüzde 1 değişiklik demektir.

Bir kalas ne kadar çok nem emer veya bırakırsa, o kadar çok şişer veya büzülür. Ancak, kalasın yüzeyi damar tipine ve yönüne bağlı olarak daha değişik hareket eder. Damar boyunca olan hareket ihmal edilecek kadar küçüktür. Nem oranı 0 dan 28 e kadar, tipik bir kalasın boyu,  boyunun ancak yüzde 0,01 kadarı hareket edecektir. Ancak eni, hareli damar bölgesine yüzde 8, freze damar bölgesinde yüzde 4 hareket edecektir. İşte bu nedenle ustalar freze damarlı kalasları daha güvenilir kabul ederler. Hareli kalasların kamburlaşma nedeni, karışık damarlı kalasların burkulma nedeni de budur.

Pekâlâ, bir kalasın hangi yönde ve ne kadar çalışacağını önceden nasıl bileceksiniz?
Bu sorunun cevabı damarların yönüne, damarların tipine ve hangi mevsimde olduğunuza bağlıdır. Çoğu coğrafi yörede havadaki bağıl nem oranı havalar ısındıkça yükselir. Bu ahşabın şişmesine sebep olur. Genel kural hareli damarların 30 cm’lik ende 6 mm, freze damarların 30 cm ende 3 mm hareketine izin vermektir. Yani bu harekete izin verecek tasarımlar yapmaktır. Eğer ahşabı yazın işliyorsanız, kış yaklaştığında büzülecektir. Kışın işliyorsanız yaz geldiğinde şişecektir. Soğuk ve rutubetli bodrum kat atölyesinde çıkarıp kaloriferli apartman dairesine giden mobilyanın çatlayıp dağılmasının sebebi budur. Lake işler İstanbul’da yapılıp Ankara’ya geldiğinde, Ankara’da yapılanlar Konya’ya satıldığında görünen bozulmanın sebebi çevredeki bağıl nem karşısında ahşap malzemenin gösterdiği harekettir.


Ahşap Damarları Yönünde Kuvvetlidir

Odun hücreleri, İngilizce "lignin" adı verilen yapıştırıcı benzeri bir madde ile bir arada tutulan uzun, sağlam selüloz liflerinden oluşur. Selüloz, lignin ‘e nazaran çok daha kuvvetlidir. Dolaysı ile bir tahtayı damarları yönünde ayırmak ( Lignin ayrılır), damarlarına dik olarak ayırmaya çalışmaktan (Selüloz koparılır) çok kolaydır.
Bu botanik özellik ahşap imalat tasarımında inanılmaz derecede rol oynar. Eğer zıvanalar ağaç damarına dik açılıyor olsa idi geçme-zıvana birleşimler ne olurdu? Bakışlarınızla bile kopabilirlerdi. Ama ağaç damarına paralel, damar boyunca açılmış zıvanalar, onları açan ustadan bile daha uzun yaşayacaklardır.
Bekleyin, dahası var: Eğer konumuz kuvvet ise, sadece damar yönü tek kaygınız olmamalıdır.  Bazı ahşap türleri doğal olarak diğerlerinden kuvvetlidir. Örneğin narin Windsor sandalyelerinin yapımında ayaklar, atkılar ve kayıtlar için sert Akçaağaç, huş ve karaağaç kerestesi kullanılırdı.

Bir ağacın kuvvetinin güzel bir göstergesi yoğunluğudur. Ahşabın yoğunluğu özgül ağırlığı hesaplanarak ölçülür. Belli hacimdeki ahşabın ağırlığının ayni hacimdeki suyun ağırlığı ile mukayesesi. Genellikle oran yükseldikçe, ahşap daha yoğun ve daha kuvvetlidir.

Ne yazık ki, özgül ağırlığı bir kalasın kırılacağını, sarkacağını veya çürüyeceğini önceden bildiremez. Bunun için kuvvetin başka ölçümleri de vardır.
—Ezilme kuvveti bir ağacın damarlarına paralel olarak ne kadar yük taşıyabileceğini anlatır. Şişman akraba sandalyeye oturunca ayaklar bükülecek midir?
—Bükülme kuvveti ağacın damarlarına dik yönde taşıyabileceği yükü gösterir. Bahçedeki salıncağın üst atkısı şömineye gitmeden önce kaç çocuk sallanabilecektir?
—Katılık damarlara dik olarak yük bindirildiğinde ahşabın ne kadar seğim vereceğini belirtir. Kitaplarınızı koyduğunuzda kütüphanenin rafları ne kadar sarkacaktır?
—Sertlik yüzeyin darbelere ne kadar dayanıklı olduğunu açıklar. Müşteriye kızdığınızda tezgâha ne kadar sert vurabileceksiniz!
Bu kıstaslar basit dolap yapımından, ahşap ile 30 metrelik köprü yapmaya, 5 kat bina yapmaya vardığında önemli olmaya başlar.

Ahşabın bu üç özelliği çok önemlidir. Ahşap imalat 5000 yıllık bir sanattır. Bizler bu sanata yemek tarifi toplar gibi tutumlar ile yaklaşmak yerine daha ciddi, bilinçli ve bilimsel yaklaşmak zorundayız.


Ahşap Nedir ?




Her yaşam ortamı kendi koşulları içinde oluşur ve gelişir. Yaşamın sağlıklı bir şekilde devamı organizma ile ortam arasındaki dengelere bağlıdır. Yaşam ortamı elde etme pahasına yapılan tahribatlar sonucu doğal dengeler bir daha kurulamayacak şekilde bozulmaktadır.

Ortam koşullarıın değişmesi organizma için gerekli " yaşanabilir nitelikli çevre " özelliklerinin  kaybolmasına neden olabilir. Oysa amaç insan ile doğa arasındaki ilişkiyi göseterek ekolojik dengelerin bozulmaması ve dolayısıyla insan sağlığının korunmasıdır.

Teknolojik gelişmelerde her gün yeni bir yapı malzemeleri kullanıma girmektedir. Fakat pek çoğunun biyolojik ve ekolojik yönden etkileri ancak zaman içinde ortaya çıkmaktadır. Deneme sürecinde basit belli kavramlar gözetilerek bu malzemelerin bariz nitelikleri artaya konabilir. Bu nitelikler, üretim, işleme ve kullanma aşamalarında insan sağlığı ve doğa üzerinde etkilerinin yanıtları olacaktır. Bugün kullandığımız malzemelerin göz önüne aldığımızda çoğu malzemenin konuda olumsuz olduğunu görürüz. Ancak ahşap gibi, taş gibi doğal malzemelerin organizma ile uyum içinde bulunduğu aşikardır.

Ahşap en eski yapı malzemelerinden biridir. Yüzyıllardır her amaca uyabilen tek yapı malzemesi olmuştur. Geleneksel malzemeler zaman içinde yerlerini istenen özelliklerde üretilmiş malzemelere bırakmış fakat bu malzemelerin düşünülemeyen, yan sorunları ortaya çıkmıştır.

Betonarme ve çelik teknolojisinin yapı sektörüne girmesi ve uygulama  kolaylıkları karşısında ahşap yenik düşmüş, unutulmuştur. Fakat doğa ve organizma bu malzemeleri kabullenmemiş, organizma sağlık sorunları ile, doğa ise tahribatla karşı karfşıya kalmıştır. şimdilerde yeniden çevre ve organizma ile uyum içinde olan ahşaba dönüş başlamılştır. 21. Yüzyılın yegane yapı malzemesi olarak ahşap tekrar gündeme girmiştir. Çünkü çevre ve sağlık konusunda optimum değerlerle yanıt verebilen malzeme ahşap olmakradır.

Ahşağ için atfedilen pekçok olumsuz nitelemelerin yanlışlığı, ahşabı unutmuş, tanımamış olmaktan veya yanlış bilgilenmeden kaynaklandığı ortaya çıkmaktadır. Bunlar ahşabın yanıcılığı, dayanıksızlığı, statiksel yetersizliği ve kullanımının çağ dışı olduğu ile ekolojik dengeleri bozduğu şeklinde özetlenebilir.


Yanıcılık

Yanma olayı, aşevlenen ağaç elyafının oksijenle kimyasal birleşmesidir. 225-260 ºC sıcaklık alevlenme noktasıdır. Bu derece sıcaklıkta ağaç gazının ilk alevlenmesi olmaktadır.
260-290 ºC sıcaklık alevlenmenin tam olduğu, yanma noktasıdır.
750 ºC sıcaklıkta tamamen kül haline gelme noktasıdır.
Yanma sırasında kömürleşme olduğundan ahşabın üst yüzeyinde kömür tabakası ( Karbon ) oluşur. Bu tabaka koruyucu özellik göstererek yangının derine nüfuz etmesini yavaşlatır.
Ahşap kesitinde yanmış kısmın oranının, yanmamış kısma oranı belli seviyeye düşünceye kadar mukavemet sınırı değişmez. Bu ahşap sistemin hemen çökmemesine ve sistemi uzun süre ayakta tutmasına neden olur.  Nitekim artık büyük açıklıkların bulunduğu konser, spor salonu gibi yapılarda çelik yerine ahşap kullanılmaktadır. Çünkü çelik genleşme katsayısının yüksekliği nedeniyle 400-450 ºC de taşıma kabiliyetini kaybederek deforme olmakta ve 10-15 dakika gibi kısa sürede çökme oluşmaktadır. Ahşapta bu süre kesitine bağlı olarak 1-1.5 saati bulmaktadır.


Dayanıklılık

Ahşabın yeterli dayanıklılığı ve doğa koşulları karşısında uzun ömürlü olmadığı gibi kavramlardan süz edilmektedir. Uygun korumanın yapılmadığı her malzeme için aynı durum söz konusudur. Betonarme yapılar karbonnatlaşma sorunu ile, çelik yapılar korozyon sorunu ile karşı karşıyadır. Ahşap minumum koruma ile 50-60 yıl yaşayabilmektedir. Çevremizdeki geleneksel evlerimiz 200-300 yl ömür ile bunun en önemli kanıtıdır. Her türlü koşula açık telekominikasyon direkleri 50-60 yıl ömre sahiptir.


Statik Kısıtlamalar - Sınırlı Tasarlamalar

Kurt ağzı birleşme ve lamine tekniği ile istenilen büyüklüklerde ahşap elde etmek artık mümkün. Standat ahşap parçalarını birleştirerek istenilen uzunlukta ve kesitte kolon, kiriş elde edilerek, ağacın niteliğinin ve büyüklüğünün getirdiği boyut sınrlamaları aşılmıştır.

Boyut serbestliği tasarımsal ve statiksel kısıtlamaların ortadan kalkmasına yaramıştır. Artık belli büyüklükteki açıklıkları geçmek amacı ile ağırlığı ve yangına dayanıklılığı nedeni ile lamine ahşap kiriş sistemi tercih edilmektedir. Dünyada 150 m. açıklığından ve yangında kısa sürede deforme olmasından dolayı çelik ve betonarme uygun olmamaktadır.


Çağdaşlık

Teknoloji gelişmelerle birlikte istenilen niteliklerde malzeme üretmek mümkün olmuştur. Fakat doğa ve organizma ile uyum sorunu göz ardı edilerek üretilen malzemeler zaman içinde tahribat yapar hale gelmiştir. Oysa yaşamsal dengeler açısından malzemenin niteliği çok önemlidir. Gelişmiş ve orman işletmeciliğini bilinçli yapan ülkelerde yapılarda ahşap kullanımı gittikçe artmaktadır. Ahşap en uyumlu malzemedir. A.B.D.' de konutların %90 ' ı ahşaptır.
Yine Norveç, İsveç, Finlandiya ve Almanya gibi ülkelerde ahşap yapılar 21. yüzyılın yapıları olarak hakim hale gelmektedir.


Ekolojik etkiler

Yoğun ahşap kullanımı dolayısıyla ile ormanların azaldığı, dünyanın çölleşmeye doğru gittiği, bunu karbondioksit dengesini bozarak sera etkisi yarattığı ekolojik dengelerin bozulduğu yönünde savlar mevcuttur. Oysa ormanlar konusuda bilinçli davranan ülkelerde tüketim teşvik edilmekte ve ormanlık alanla artmaktadır. Çünkü tüketimden fazla üretim elde etmek mümkündür. Ekolojik etkiler açısından diğer malzemelerle ahşabı karşılaştırmak, üretim - işletme - uygulama aşamaları için bir kaç soruya yanıt vermek gerçeklerini ortaya koyacaktır:


Üretim - tüketim dengesini kurmak mümkün mü?

Üretim tüketim dengesi kurmak bilinçli orman çalışması ile mümkündür. Ormanların sağlığı
Açısından yenileme çalışmalarını yapılması şart, nitekim Türkiye bu konuda tüketim fazlası olan diğer ülkelerden tomruk ithal etmektedir.


Üretim - işleme aşamasında yüksek düzeyde enerji tüketimi gerekiyor mu?

Üretim ve işleme aşamasında en az enerji gereksinimi ahşap için geçerlidir. Üretimdeki gerekli enerji miktarları;
Ahşap için 5 kwh/ml
Beton için 45 kwh/ml
Çelik için 550 kwh/ml olarak hesaplanmıştır.


Uygulama ve kullanım esnasında yan etkiler oluşuyor mu?

Uygulama ve kullanım esnasında herhangi bir yan etki yaratmaz. Ahşap doğal yaşayan malzeme Olduğundan dolayı insana en yakın malzemedir. Yan etkileri bırakın; sıcak, insanı yumuşatan Bir etkiye sahiptir.


Elektrostatik değişimlerle havanın elektriksel dengelerini etkiliyor mu?

Konutlarımızda ve çalışma ofislerimizdeki elektronik aletlerin ortama yaydığı static elektrik yüklü Elektro manyetik alanlar organizma üzerinde fark edilmeden tahrip edeci etki yaratmaktadır. Özellikle iletken bir malzeme olan çelik, yapı malzemesi olarak kullanıldığında Çevredeki anti statik elektriği toplayarak etkileyici manyetik ortam yaratmaktadır. Bu etkilerini Algılayabildiğimiz fakat duyu organları ile hissedemediğimiz olumsuz etkilenme yani elektro-smog Etkisi, sinirlerin ve kasların uyarılması ve gerginlik yaratan ortamdır. Ahşap iletken bir malzeme olmadığından dolayı bu elektro-smog etki yaratacak ortam oluşmaz.


Kullanıldıktan sonra yok edilmesi için özel yöntemler gerektiriyor mu?

Ahşap bir kez kullanımlık bir malzeme değildir. Tekrar tekrar kullanılabilir. Betonarme ve çelikte olduğu gibi hurdasının yok edilmesi diye bir kavram yoktur. Hurdası bile kullanılmadığında ekolojik sistem içinde yok olabilen bir malzemedir. Beton ve çelikten çok farklıdır.

Görüldüğü üzere ahşap yapı malzemesi olarak her türlü olumlu değerleri bünyesinde toplayarak son dönemde kaybettiği prestijini tekrar geri almaktadır. Dünyada özelikle konut Sektörü ahşabı yapı malzemesi olarak kullanmaya başlamıştır.



AHŞAP YAPI ELEMANLARININ KULLANIMI VE DEĞİŞİMİ

Zaman içinde mimarinin değişimine yeni konstrüksiyonu ve biçimlere yönelmesine çok çeşitli faktörler etkili olmuştur. Bunlardan biride yapı malzemeleri seçimi endüstriyel gelişmedir.

Ahşap canlı bir organizma olan ağacın meydana getirdiği lifli heterojen ve an izotrop bir dokuya sahip organik esaslı bir yapıya sahiptir. Ahşap adı Arapça “odundan mamul eşya anlamına gelen” Hasep kelimesinden gelmektedir. Ahşap diğer yapı malzemelerinden farklı olarak belki de canlı bir dokunun ürünü olması nedeni ile yapılarımızda daha çok görmek istediğimiz sıcak bir malzemedir. Ancak özellikle ekonomik nedenlerle çağımızda kullanılması gittikçe zorlanan doğal ahşap günümüz teknik imkanları ile homojen ve izotrop bir malzeme olarak geliştirilmiş, böylece ölçü bakımından yapıda kullanılmaya elverişli olmayan ahşaptan ve de değerli ağaçlardan en fazla yararlanma imkanları getiren fabrikasyon ürünü ekonomik amaçlı yapıda doğal ahşaptan daha geniş olanlara sahip suni ahşap malzemeler kullanılmaya başlanmıştır genel olarak ahşabın yapı kuruluşunda yer alışının tercih nedenlerini, elde ediliş kolaylığı açıklık geçmede konstrüksiyon kuruculuğunda sahip olduğu imkanlar malzemenin işlenebilme ve istenilen biçime getirebilme rahatlığı ısı – ses tutuculuğu ve sıcaklık hissi ve hijyenik yönü ile mekanik mukavemetin oldukça yüksek değere sahip oluşu şeklinde özetleyebiliriz.

Ayrıca mimarimizde çok geniş kullanım alanına sahip olan ahşap malzemenin seçiliş nedeni içinde felsefi düşüncesinin bir yeri vardır. Örneğin Türklerin doğa sevgisini ağaca karşı olan geleneksel saygılarını ortaçağ Avrupa’sının kalıcı taş yapılarının yerine geçici yapılar yapmadır ki dünya görüşlerini ve sökülebilir bir malzeme seçimi ile göçebelik hislerini ahşap kullanımları ile bağdaştırabiliriz.

Oğuz Türklerini Oğuz Destanındaki Fıstık Çamı, Kaynı ağacından doğan beş erkek çocuğun öyküsü veya Türkün her olayı bir ağaç dikme vesilesi yapmasını ağaç sevgisinin en güzel örneği sayabiliriz

Eski insanlar evini yaparken hiçbir zaman onu en küçük detayına kadar tamamlamıştır. Gelecek kuşakların da bir takım ilaveler yapmasını istemiştir. Ayrıca bazı evlerin kapılarının üstünde “mal ve mülk için yalan dendiği ve gerçek sahibinin kim olduğunu soran” çeşitli beyitlerin bulunuşu da Türk felsefesine gören evin geçici olarak kabul edildiğini açıkça göstermektedir. Çağdışı devirlerdeki Avrupa da görülen anıtsal ve kalıcı taş yapıların ise aynı anlamı taşımadığı gözle görülür bir gerçektir.

Mimarinin biçimlenişinde malzeme önemli bir faktör olmuştur. Dolayısıyla yapı malzemeleri teknolojisindeki değişimler ve gelişimler mimarinin konstrüksiyon ve formuna da paralel olarak aksetmiş ve bu değişimlerin bütünleştirdiği yeni bir mimari çıkmış, zaman süreci içinde ahşabın mimarideki kullanımını öncelerken konuyu teknoloji büyük değişiklikler gösteren endüstri devrimi öncesi ve sonrası olmak üzere ikiye ayırarak incelemek daha uygun olacaktır.

Endüstri devrimi öncesi ahşap, ilk insanın barınak gereksinimlerini karşılamak amacı ile kullanıldığı doğal yapı malzemelerinden biri olmuştur. Önceleri ağaç kavuğundan başlayarak yapıda saz, kamış ve ahşap yığma tekniklerini uygulamış ve ahşap karkas sistemine geçilmiştir. Doğal ahşapta eskinin zamana bağlı geleneksel bir gelişme gösteren malzeme seçimi ve kullanımı bilgisi ile günümüz malzeme kullanım tekniği arasında çok az değişim görülmektedir.

Örneğin ahşap çatı kuruluşun da ilk defa Prigya ‘ da uygulanan teknik ile bu gün kullanılan geleneksel teknikler birbirine çok benzemektedir. Türkler doğa sevgilerini ve felsefi düşüncelerini ahşabın kendine özgü fiziksel özellikleri ile birleştirerek genellikle ahşaba yer vermişlerdir. Ahşap karkas sistemi çağdaş düzeye varacak şekildedir.

17’nci ve 18’nci yüzyıla kadar görülen örnekler aynı devir Avrupa’sındaki örnekler karkasın her kısmında çok büyük kesitli ahşapların yer aldığı daha enine bağlayıcılardan kurulduğu pencere açıklıklarının ahşabın genel kullanım ilkesine uymadığı, kullanılan payandaların ise esas taşıyıcılık görevi yerine süs için yapıldığı görülür.

9’ncu yüzyılda Selçuklulardan itibaren gelişen ahşap oyma sanatı da, Osmanlılarda 16’ncı ve 17’nci yüzyıllarda Hayrettin, Sinan, Davut ve Mehmet ağalar gibi devrin en ünlü mimarları tarafından Topkapı Sarayında açtıkları atölyede öğretilmekte idi.

Endüstri devrimi sonrası ekonomik koşullar ve kullanım amacına yönelik malzeme, üretim endüstrisinin gelişmesi ile doğal ahşap şeklini değiştirerek yerini yavaş yavaş yapay ahşap malzemelere bırakmıştır. Kaplama malzemeler 1840 tarihinden sonra mobilyacılıkta endüstrileşme başlangıcı ile geliştirilmişse de M.Ö. 1500 yıllarında Mısır Firavunu Tutankemenin mezarında bulunan fildişi kakmalı abanoz ve sedir ağacından kaplama yapılmış bir sandık bu tekniğin çok eskiden de bilindiğini ortaya koyan bir anıttır. Ayrıca M.S. 6’ncı yüzyılda Japonya’daki ev duvarlarında kullanılan ağır kâğıtlar bu gün üretilen benzeri lif levhalara örnek olarak gösterilebilir. 1930–1939 yıllarında özellikle F.L. Wright, R. Nevtra gibi ünlü mimarlar ahşap türü geleneksel bir malzemeyi ileri yapı teknikleri ile bütünleştirerek çok güzel örnekler ortaya koymuşlardır. Bu arada doğal ahşap malzemenin rutubet, deformasyonunu gidermek, yanmazlığını sağlamak ve mikroorganizmalara karşı dayanımını arttırmak amacı ile çeşitli korunum yöntemleri üzerinde araştırmalar geliştirilmiş ve heterojen yapının istenilen kaliteye ulaşması sağlanmıştır. 1908’ de Avusturya’ da, 1915’ de Amerika’ da ahşap değişik şekillerde kullanılmıştır.

Ülkemizde geleneksel yapılarımız incelendiğinde ahşap karkas sistemin yer aldığı sistem kuruluşunda sadelik ve fonksiyona aşırı özen gösterdiği ortaya çıkar. Karkas sistem arasındaki düşey yönde belli aralıklarla ara dikmeler kullanılmış, çerçeve sistemi payandalar yardımı ile rijitleştirilmiştir. Karkas arası boşluklar kerpiç, tuğla, taş gibi malzemelerle doldurulur, yöresel özelliklere göre dıştan yatay ahşap kaplamalar veya bağdadi sıva ile örtülmüştür. Duvar boşluklar ahşap kapaklar ve de alçının yer aldığı kafa pencereleri kullanılarak çözümlenmiştir. Geleneksel mimarimizin temel simgesi çatıda kendini göstermiş yapı hareketleri ilke olarak çatıya aktarılmadan oturtma çatı sistemi içinde çözümlenerek geniş saçaklarla yapılar kendine özgü bir biçim almıştır. Birbirine değen saçakları ve çıkmaları ile geleneksel bir Türk Sokağı dış doğal etkilerden tamamen korunmuştur. Dolayısıyla genel mimari biçimin meydana gelişinde ahşap malzemenin gücüne bağlı kalınmıştır. Bu yüzden ahşap karkas zemin katta masif taş duvar üzerine yükselerek veya dikmeler üzerine alınmak suretiyle aşağıdan yukarıya doğru genişleyen sistem kendini göstermiş her iki şekilde ahşap yapıya bir oran ve modül anlayışı gelmiştir. Yapının doğa ile bütünleşmesi sağlanmış, tavan ve saçaklarda renk ve şekil cümbüşü ile yapıya ayrı bir güzellik kazandırılmıştır. Bu dönem malzemeden mimariye akış dönemidir. Günümüzde ise teknolojinin getirdiği imkânlarla yeni yeni çeşitler oluşturulmuş suni ahşap plak lambri, kirişlerle istenilen mimari formlar elde edilmiştir.

Malzeme yapı fiziği sorunlarında halledilerek mimarimizin ihtiyacı olan malzemeler arasında önemli bir yer almaktadır.


| Anasayfa | Ahşap Karkas | Duvar Panelleri | Döşeme Kirişleri | Çatı Makasları | Ev Planları | Haberler | Makaleler | Foto Galeri | Gazete |

| Ekibimiz | İletişim | Referanslarımız | Kurumsal | Kullanım Koşulları

Copyright © ASMAZ Enerji İletişim İnşaat Taahhüt Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti.